Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret veya sövme fiili 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun kapsamında suç olarak düzenlenmiştir. Atatürk’ün hatırasına hakaret suçu, özellikle sosyal medya platformlarında sık işlenebilen bir suç tipidir.
31/07/1951 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan kanun kapsamında Atatürk’ün hatırası, Atatürk’ü temsil eden heykel, büst ve abideler, Atatürk’ün kabrinin korunması amaçlanmış, heykel ve kabrinin tahrip edilmesi, kırılması, bozulması veya kirletilmesi yasaklanmıştır.
Makalede Neler Var?
Atatürk’ün hatırasına karşı alenen hakaret eden kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Hakaret; bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldırmaktan ibarettir. Herhangi bir kişinin hakaret sayılabilecek ifadeleri alenen Atatürk’e karşı kullanması şüphesinin oluşması halinde Cumhuriyet Başsavcılığınca re’sen soruşturma başlatılacaktır.
5816 sayılı kanun kapsamında kaldığı düşünülen ifade açıklamalarının içeriği, nasıl sarf edildiği, mahiyeti ve matufiyet unsurunu taşıyıp taşımadığı hususları dikkatle incelenmeli, Yargıtay kararları ve emsal içtihatlar doğrusunda değerlendirmeye tabi tutulmalıdır. Kanun kapsamındaki suçtan cezalandırma kararı verilebilmesi için sanık hakkında her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunması gerekmektedir.
Sosyal medya üzerinden işlenen suçlarda mahkemenin ceza hükmü verebilmesi için; hakaret fiilin işlenmiş olduğunun, fiilin kim tarafından işlendiğinin ve paylaşımda kastedilen kişinin kim olduğunun tespiti gereklidir.
Bu nedenle sosyal medya üzerinden hakaret veya yazımızın konusu olan 5816 sayılı kanun kapsamındaki Atatürk’e alenen hakaret suçları hakkında soruşturma ve mahkeme aşamalarında özel olarak değerlendirilmesi gereken birçok husus bulunmaktadır.
Uygulamada, üzerine yazı konusu suç atfedilen kişilerin karakol, savcılık yahut mahkeme aşamalarında haklarını bilmeden kendi aleyhlerine delil teşkil edebilecek beyanlarda bulunmaları veya tutum takınmaları, haklarında takipsizlik veya beraat kararı verilmesi gerekirken dava açılıp cezalandırılmalarına sebebiyet verebilmektedir.
Aşağıda Atatürk’e hakaret suçu, cezası ve diğer tüm detaylara yer verilmiş, merak edilen sorular yanıtlanmıştır. Dikkatlice okumanızı tavsiye ederiz.
Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar ve Cezaları
5816 sayılı “Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun”da iki farklı suç tipine yer verilmiştir. Bunlar şu şekildedir:
- Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret ve sövme suçu
- Atatürk’ü temsil eden heykel, büst ve abideleri veyahut Atatürk’ün kabrini tahrip etme, kırma bozma veya kirletme suçu
5816 sayılı kanun bu iki suç tipini kapsar. Ayrıca bir kişi bu saydığımız iki suç fiilini işletmek için başkalarını teşvik eder ise o da asıl suçu işleyen kişi gibi cezalandırılacaktır.
Atatürk’ün Hatırasına Alenen Hakaret veya Sövme Fiili
5816 sayılı Kanun’un 1. maddesinde “Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret eden veya söven kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” hükmü yer almaktadır. Hakaret suçunda bireylerin şeref varlığı ve değeri korunmaktayken, 5816 sayılı Kanun ile Atatürk’ün hatırası koruma altında kabul edilmiştir. Atatürk’e hakaret suçu TCK’nın 125. maddesinde sayılan “hakaret” suçunun değil, TCK’nın 130. Maddesinde sayılan “kişinin hatırasına hakaret” suçunun özel bir görünümüdür.
Atatürk’ün hatırasına hakaret etmek veya sövmek; Atatürk’e yönelik somut bir fiil veya olgu isnadıyla Atatürk’ün manevi şahsiyetini değersizleştirme amacıyla Atatürk’ün hatıralarına, eylem ve fiillerine, hatırası sayılacak herhangi bir şeye alçaltıcı olgu ve fiil isnad etmek şeklindeki fiillerden ibarettir.
ÖNEMLİ: Bizzat Atatürk’ün hatırasına yönelik olsa bile Atatürk’ün manevi değerini değersizleştirme unsuru barındırmayan ifadeler suç kapsamında değerlendirilmez. Atatürk’ün hatırasına hakaret suçundan ötürü yapılan yargılamada verilen şu görsellerdeki emsal kararlar önem taşır:


Atatürk’ün Hatırasına Alenen Hakaret Suçunun Cezası
Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret suçu cezası olarak 5816 sayılı kanunda;
- Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret eden veya söven kimse için 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası tayini düzenlenmiş,
- Atatürk’ü temsil eden heykel, büst ve abideleri veyahut Atatürk’ün kabrini tahrip eden, kıran veya kirleten kimsenin 1 yıldan 5 yıla kadar ağır hapis cezası ile cezalandırılacağı düzenlenmiştir.
Ayrıca Atatürk aleyhine işlenen suçlarda ceza miktarını artıran bazı haller vardır. Bunlar;
- Suçun iki veya daha fazla kişi tarafından işlenmesi durumunda ceza yarı oranında artırılır.
- Suçun AVM, çarşı gibi umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi durumunda ceza yarı oranında artırılır.
- Suçun basın yoluyla işlenmesi durumunda ceza yarı oranında artırılır.
- Suç zor kullanarak işlenir veya bu şekilde işlenmeye teşebbüs edilirse, ceza bir kat artırılır.
Atatürk aleyhine işlenen suçlarda ceza miktarını azaltan bazı haller de vardır. Bunlara örnek olarak;
- Takdiri indirim sebebi ve iyi hal indirimi örnek olarak verilebilir. Kişinin yargılama sürecinde yargılamanın düzenini bozacak bir davranışı olmadığı takdirde ⅙ oranında indirim yapılır.
- Yaş küçüklüğü bir başka indirim sebebidir. Bu durumda kişinin yaşı gözetilerek kanunda o yaş grubu için öngörülen indirimler uygulanır.
ÖNEMLİ: Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret suçu cezasında somut olayın özelliklerine göre çeşitli indirim halleri söz konusu olabilir. Bunlar Türk Ceza Kanunu düzenlemelerinde tüm suçlar için öngörülmüş genel indirim halleridir. Somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Bu cezanın bazı hallerde adli para cezasına çevrilmesi söz konusu olabilmektedir. Bunun gibi soruların cevabını öğrenmek için sık sorulan sorular kısmını okuyabilirsiniz.
DİKKAT: Atatürk’e hakaret suçunun sosyal medya üzerinden işlenmesi cezayı artıran haller kapsamında kabul edilemez. Çünkü aleniyet, doğrudan bu suçun unsurları arasındadır.
Atatürk’ü Eleştirmek Suç Mu?
Atatürk’ün hatırasına hakaret düzeyine ulaşmayan ve eleştiri düzeyinde kalan ifadelerin suç sayılmayacağı açıktır. Anayasa’ya göre “Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.”, “Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.”, ” Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet Resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.” Bu hüküm Atatürk’ün hatırasına hakaret suçları için de geçerlidir.
Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret suçu ile ilgili yargılamalarda önemli bir yere sahip olan ifade hürriyeti konusunda Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu şu karar önem taşır:

Kemalizm’e Hakaret Etmek Suç mu?
Kemalizm, Atatürk’ün ölümünden sonra birtakım kimselerin sınırlarını çizdiği ve benimsediği bir ideolojidir. M. Kemal Atatürk başka Kemalizm başkadır. Kemalizm kanunen korunmamaktadır. Kaldı ki bir hukuk devletinde bir ideolojinin eleştirilmesinin cezalandırılması düşünülemez.
Kemalizm eleştirisi Mustafa Kemal’in hatırasına hakaret kapsamında değerlendirilemez. Atatürk’ün hatırasına hakaret suçu ile ilgili yapılan yargılamalarda kemalizm eleştirisi şu emsal karara konu olmuştur:

Atatürk’ü Sevmediğine Dair İfadelerde Bulunmak Suç mu?
Sevgi tamamen kişisel bir tercihtir. Anayasanın 25. maddesi kapsamında düzenlenen ifade özgürlüğü, bireylere kendi görüşlerini, inançlarını, duygu ve düşüncelerini aktarma hakkı tanımaktadır. Bunun yanı sıra bir kimsenin bir kimseyi sevmesi veya sevmemesi hukuken denetlenebilir bir husus değildir. Bu sebeple Atatürk’ü sevmediğini söylemek de suç değildir.
Atatürk’ün hatırasına hakaret suçu ile ilgili bir yargılamada Atatürk’ü sevmediğine dair beyanda bulunan bir kişi hakkında Bafra 3. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen karar dikkat çekmektedir. Bafra 3. Asliye Ceza Mahkemesi 2024/473 Esas 2024/799 Kararda “M.Kemal’i sevmiyoruz” cümlesinin hakaret ve sövme niteliğinde değil, yalnızca bir kişisel tercihin açıklaması olduğunu kabul etmiştir. Atatürk’e hakaret suçu ile ilgili yapılan yargılamalar bakımından önemli olan bu karar şu şekildedir:
“Kemalizmin düşmanıyız, M. Kemal’i sevmiyoruz”, “ işte M.Kemal’i böyle ermeni kırıkları sever, bizim niye sevmediğimiz anlaşılıyor bence”, “benim değerim değil, Mustafa Kemal’i zerre muhabbetim yok, Kemalizm ayaklarımın altında” , “putçular, hilafet gelecek diye ödleri kopuyor …” ifadelerinin suç teşkil etmediği ifade edilmiştir.
“Sanığın 21/12/2023 tarihinde “ işte M.Kemal’i böyle ermeni kırıkları sever, bizim niye sevmediğimiz anlaşılıyor bence” açıklaması ile alıntı yolu ile yaptığı paylaşımı incelendiğinde; sanığın Atatürk’ü sevmediğini ifade ettiği görülmektedir. Bunu ise doğrudan değil, Atatürk’ü sevdiğini ileri sürdüğü kişiler üzerinden ortaya koyduğu bir ifade ile yapmaktadır. Bir an için Atatürk’ü, kötü bir nitelik atfettiği (ya da tahkire değer gördüğü) insanların seveceğini belirtmesinin Atatürk’ün hatırasına bir hakaret teşkil edeceği düşünülebilirse de ifadede Atatürk’ü sevenlerle ilgili geçen “Ermeni kırığı” ifadesi bir hakaret teşkil etmemektedir. Zira “Ermeni” kelimesi objektif olarak bir hakaret olmayıp bu, sanığın Ermenilerle alakalı sübjektif düşüncesi yani bir değer yargısından ibarettir. Hülasa sanığa ait bu paylaşım; kaba ve nezaket dışı söz olarak değerlendirilmiştir.
(iii) Sanığın 30/12/2023 tarihinde “benim değerim değil, Mustafa Kemal’i zerre muhabbetim yok, Kemalizm ayaklarımın altında” açıklaması ile alıntı yolu ile yaptığı paylaşımı incelendiğinde; sanığın bu düşüncelerinin; Atatürk’ün şahsına ve hatırasına hakaret ve sövme cümleleri değil, Kemalizm karşıtı değer yargısından ibaret olduğu anlaşılmıştır.
(iv) Sanığın 02/01/2024 tarihli tarihli “putçular, hilafet gelecek diye ödleri kopuyor …” şeklindeki paylaşımı incelendiğinde ise; sanığın bu paylaşımı ile Atatürk’ü kastettiğine dair herhangi bir delil veya olgu bulunmadığı anlaşılmıştır, zira sanığın bu cümle ile Atatürk’ü kastettiğine dair iddianamede de olgusal bir açıklamaya yer verilmemiştir.
Bu dört ayrı paylaşım bir bütün olarak ele alındığında ise; bu paylaşımlar, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk’ü ortak bir değer olarak kabul edip seven toplumun büyük bir kesimince tasvip edilmeyebilir, hatta saldırgan ve rahatsız edici olarak da kabul edilebilir. Ancak yukarıda belirtildiği üzere ifade özgürlüğü, sadece lehte olduğu kabul edilen veya zararsız, ilgilenmeye değmez görülen düşünceler için değil ayrıca Devletin veya toplumun bir bölümü için saldırgan, şok edici veya rahatsız edici düşünceler için de uygulanır. Bunlar, çoğulculuğun, hoşgörünün, açık fikirliliğin gerekleridir ve bunlar olmaksızın demokratik toplum olamaz. (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Handyside v. Birleşik Krallık, Başvuru No. 5493/72, 7/12/1976, para. 49)
Atatürk’ün Hatırasına Hakaret Suçunda Aleniyet
Atatürk’ün hatırasına hakaret suçunda aleniyet unsurunun gerçekleşmesi için fiilin aleni yani herkese açık şekilde işlenmesi gerekmektedir. Aksi takdirde aleniyet unsurunun gerçekleşmemiş olması sebebiyle suç sübut bulmayacaktır.
DİKKAT: Sosyal medya platformları üzerinden yapılan paylaşımlar herkese açık yapılmış ise kaç kişi tarafından görüleceği belirli olmadığı için aleniyet unsurunu gerçekleşmiş kabul edilir.
Atatürk’e hakaret suçu aleni işlenmemiş ise cezalandırılmayacaktır. Örneğin iki kişinin kendi aralarındaki konuşma içeriğinde Atatürk’e hakaret fiilinin işlenmesi 5816 kapsamında suç değildir.
Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlarda Matufiyet
Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret ve sövme suçunun varlığı için suça konu fiilin doğrudan Atatürk’ün hatırasına yönelik olduğunun sabit olması gerekir. Buna ceza yargılamasında “matufiyet” denir. Yani hakaret suçundan bahsedilebilmesi için muhatabın ismi açıkça kullanılmalı veya isim açıkça belirtilmemiş veya isnat üstü kapalı geçiştirilmiş olsa bile, niteliğinde ve muhatabın şahsına yönelik bulunduğunda duraksanmayacak bir durum var olmalıdır.
Kime karşı söylendiği somut olarak tam tespit edilememiş ifadelerin Atatürk’ün hatırasına hakaret kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Aksi halde yapılan yargılamalarda sanık/şüpheli hakkında takipsizlik/beraat kararı verilmesi gerekir. Aşağıda yer alan matufiyete ilişkin emsal kararlar, Atatürk’ün hatırasına hakaret suçu ile ilgili yargılamalarda da geçerlidir.

Atatürk’ün hatırasına hakaret suçları için yapılacak yargılamalarda matufiyete ilişkin şu görseldeki Yargıtay kararı da önem taşır:

Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlarda Şüphelinin Hakları
5816 numaralı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun kapsamında yürütülen yargı faaliyetleri 5271 sayılı CMK’da düzenlenen hükümlere göre yapılır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda şüpheli/sanığın hak ve sorumlulukları düzenlenmiştir.
Şüpheli/sanığın süreç içindeki aşamalarda hak ve sorumluluklarını bilmemesi uygulamada pek çok mağduriyetin doğmasına sebep olmaktadır. Aşağıda detaylıca yer verdiğimiz bilgileri dikkatlice okumanızı ve avukat yardımı almanızı tavsiye ederiz.
Kendisi Aleyhinde Açıklamada Bulunmama (Susma) Hakkı
Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret ve sövme suçunun sosyal medya aracılığıyla işlendiği durumlarda failin özellikle ifade aşamasındaki haklarını bilmesi oldukça önem arz eder. Uygulamada kişilerin hak ve sorumluluklarını bilmemelerinden kaynaklı kendi aleyhlerine sonuç doğuracak ifadeler vererek mağduriyet yaşadığına sıklıkla rastlanır.
CMK m. 147/1-e “şüpheli ya da sanık sıfatına sahip hiç kimse kendi aleyhine sonuç doğuracak beyanlarda bulunmaya zorlanamaz” hükmü gereğince şüpheli kendi aleyhine olacak beyanlarda bulunmak zorunda olmadığı gibi susma hakkını kullandığını beyan ederek hiçbir şey söylememe hakkına sahiptir.
ÖNEMLİ: Susma hakkının kullanılması kararı muhakkak uzman avukat ile istişare edilerek alınmalıdır. Kimi zaman ifadede bulunmak lehe olabileceği gibi kimi zaman susma hakkının kullanılması daha doğru olabilecektir.
DİKKAT: CMK’da düzenlendiği üzere sanık hakkında mahkumiyet hükmü ancak yargılama konusu suçun sanık tarafından işlendiğinin şüpheden ari, kesin ve somut delillerle ispatlanması ile mümkün olur. Bu nedenle sosyal medyada yapılan paylaşımlarla, hakkında Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar kapsamında suç soruşturması başlayan kişilerin kollukta, savcılıkta ve mahkemede verecekleri beyanlar oldukça önem arz eder.
Özellikle sosyal medya platformlarında işlenen suçlarda; kişiler adına fake (sahte) hesap açılması, hesabının çalınması, hesabın başka kişiler tarafından kullanılmasının mümkün olması gibi sebeplerle kişiye somut ve şüpheden ari bir şekilde suç isnadı çoğu zaman mümkün olmaz. Kişi kendi aleyhinde delil teşkil edecek şekilde alınan ifadesinde veya sair aşamalarda paylaşımın kendisi tarafından yapıldığını ifade etmesi gibi durumlarda cezalandırılma ihtimali oldukça artmaktadır.
İfadeden Önce Şüpheli/Sanığa Haklarının Anlatılması Hakkı
Bilinmesi gereken ve uygulamada karşı karşıya kalınabilecek bir diğer hukuka aykırı durum ise şüpheliye CMK m. 147 kapsamındaki haklarının anlatılmaması, tutanağa ise haklarının anlatıldığının yazılmasıdır.
Özellikle ifadesi alınan şüpheliye kendi aleyhinde açıklamada bulunmama hakkı ve müdafiden yararlanma hakkı olduğu açıklanmadan doğrudan ifadesinin alınması CMK’nın 147. Maddesine açık aykırılıktır. Sadece bu eksiklik dahi şüphelilerin kendilerini savunma hakkının ihlaline sebebiyet vereceğinden yargılamanın sakat yürütülmesini sonuç verir. Kimi zaman da tutanağa şüphelinin haklarının hatırlatıldığı veya anlatıldığı yazılmamaktadır. Bu sebeple mezkur hukuka aykırılık gibi usulsüzlükleri yaşayan şüpheli/sanığın söz konusu durumu mahkemeye verilecek beyanlarda arz etmesi önem taşımaktadır.
Müdafiiden / Avukattan Yararlanma Hakkı
İfade ile ilgili olarak şüpheli/sanık tarafından bilinmesi gereken bir diğer husus ise 5271 sayılı CMK’nın 148/4 hükmü olan “müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz” şeklindeki ifadesidir. Bunun anlamı şudur: Karakolda yanında avukat olmadan ifade veren kişi, mahkeme aşamasında karakol ifade tutanağında yer alan beyanı tümden inkar edebilir. Bu tutanağı inkar ettiği zaman tutanak tek başına hükme esas alınamaz. Sanığın mahkeme huzurunda verdiği beyanlar ve diğer deliller üzerinden hüküm kurulur.
DİKKAT: Müdafiden yararlanma hakkı şüpheli/sanık için çok önemli bir haktır. Hatta çoğu yargılamada önemli bir savunma stratejisi oluşturur. Bu nedenle ceza yargılamasında müdafii yani avukat yardımını sürecin en başından itibaren almak önem taşır.
Atatürk’ün hatırasına hakaret suçlarında da öne çıkan bu husus için şu Yargıtay kararı önem taşır:
“her ne kadar sanıklar kollukta müdafisiz alınan beyanlarında kazı yaptıklarını kabul etmiş iseler de mahkemedeki savunmalarında izinsiz kazı yapmadıklarını belirterek atılı suçlamayı kabul etmedikleri, CMK’nın 148/4. maddesindeki müdafii hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifadenin hakim veya mahkeme huzurunda şüpheli ve ya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz hükmü gözetildiğinde sanıkların müdafisiz alınan kolluk beyanlarının hükme esas alınamaz” (Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/5641 E. , 2022/6294 K., 06.10.2022 T.)
Atatürk’ün Hatırasına Hakaret Suçunda Delillerin Değerlendirilmesi
Ceza muhakemesinde delil; fiilin işlenip işlenmediği veya kim tarafından işlendiği gibi durumların açığa çıkmasını ve olayın aydınlatılmasını sağlayan unsurdur. Bir suçun şüpheli veya sanığa isnadı ancak somut delillerin varlığı ile sabit olur. Somut delillerle ispatlanamayan suçlar hakkında şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince soruşturma aşamasında takipsizlik, kovuşturma aşamasında beraat kararı verilmesi gerekir.
Özellikle sosyal medya üzerinden işlenen suç konulu fiillerde;
- Hesabın Kime Ait Olduğu
- Paylaşımın Varlığı
- Paylaşımın Kim Tarafından Yapıldığı
gibi durumuların somut delillerle ortaya konulması gerekir. Bunun somut olarak tespit edilemediği durumlarda şüpheden sanık yararlanır ilkesince takipszilik veya beraat kararı verilmesi gerekecektir.
Tüm bunlar Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret suçu için de geçerlidir. Yani Atatürk’e hakaret suçundan yapılan bir soruşturma veya kovuşturmada; hesabın kime ait olduğu, paylaşımın gerçekten var olup olmadığı ve bu paylaşımın kim tarafından yapıldığı dikkatlice değerlendirilmelidir. Ayrıca yukarıda detaylıca bahsettiğimiz matufiyet yani paylaşımın doğrudan Atatürk’e yönelik olup olmadığı hususa da önem taşımaktadır.
Hesabın Kime Ait Olduğu Hususu
Atatürk’e hakaret içerikli paylaşımın yapıldığı hesabın, şüpheli tarafından kullanıldığının tespit edilemediği durumlarda takipsizlik veya beraat kararı verilmektedir. Özellikle ifade aşamasından itibaren suçun kabul eidlmesidiği ve hesabın şüpheli/sanık tarafından kullanıldığının somut delillerle ortaya konulamadığı durumlarda delil yetersizliği sebebiyle takipsizlik veya beraat kararı verilmektedir.

Paylaşımın Varlığı Hususu
Kimi durumlarda yazıldığı iddia edilen hakaret içerikli paylaşımın varlığının dahi netlik kazanmamış olduğu soruşturmalar ve davalarla karşılaşılabilmektedir. Mahkumiyet kararı verilebilmesi için “her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırcı ve yeterli delil” bulunması gerekmektedir. Örneğin dosyaya sunulan birkaç tane siyah beyaz ekran görüntüsüne dayalı bir mahkumiyet kararı verilmesi mümkün olmayacaktır. Sanık veya şüphelinin böyle durumları ifadesinde ve beyanlarında dikkatlice belirtmesi gerekir.

Paylaşımın Kimin Tarafından Yapıldığı Hususu
Hesabın şahsa ait olmasına rağmen; hesap bilgilerine sahip ya da elektronik cihazlarından giriş imkanı bulan veya hesabı herhangi bir şekilde kulanan 3. kişilerce Atatürk’e hakaret paylaşımının yapılması mümkündür. Bazen kişinin hesabı çalınarak Atatürk’e hakaret içerikli paylaşım yapılabilmektedir. Bu kişinin hesabını yeniden elde etmesi zaman alabilir. Bu zaman diliminde suç teşkil eden çeşitli paylaşımlar yapılmış olabilir. Bu ve benzeri durumlar neticesinde mağduriyet yaşamamak için hesabın çalındığı esnada ilgili kurumlara başvuruda bulunmak ve bu durumu beyanlarda özellikle belirtmek ve somut delilleri mahkemeye sunmak gerekir.
Atatürk’ün Hatırasına Hakaret Suçunda Hukuka Aykırı Deliller
Hukuki sınırlar dışındaki usullerle, özellikle kişisel verilerin gizliliğine aykırı hareket edilerek elde edilen, işkence, korkutma veya insan haklarını kısıtlayıcı şekilde elde edilen hiçbir delil mahkeme hükmüne esas alınamaz. Dosya kapsamında hukuka aykırı delilin mevcut olması halinde değerlendirme yasağı gereği karar ve hükümlere esas alınması mümkün değildir.
Atatürk’ün hatırasına hakaret suçu ile ilgili yargılamalarda da hukuka aykırı delil meselesi gündeme gelebilir. Bununla ilgili bir başka Yargıtay kararı da şu şekildedir:

Sık Sorulan Sorular
Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret suçu ile ilgili olarak pek çok soru sorulmaktadır. Bu suçla ilgili sık sorulan soruları aşağıda yanıtlamakta yarar görüyoruz.
5816 Nolu Kanun Ne Zaman Çıktı?
Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun, kamuoyunda anıldığı ismiyle 5816 nolu kanun 25 Temmuz 1951 tarihinde kabul edilmiş, 31 Temmuz 1951 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Atatürk’ün Hatırasına Hakaret Suçunda Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Verilebilir Mi?
HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması) kararı mahkeme tarafından verilen ceza hükmünün açıklanmayarak denetim süresi boyunca ertelenmesidir. Yetişkinler için 5 yıl çocuklar için 3 yıllık denetim süresi boyunca sanığın kasıtlı bir başka suç işlememek şartıyla cezasının geri bırakılması ve infaz edilmemesi, süre sonunda da o suçun işlenmemiş gibi adli sicil kaydına işlenmeyeceği anlamına gelir. Atatürk aleyhine işlenen suçlarda, hükmedilen ceza miktarı 2 yıl veya altında kalır ise mahkeme hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilir.
Atatürk’ün Hatırasına Hakaret Suçunda Cezanın Ertelenmesi Kararı Verilebilir Mi?
Atatürk’ün hatırasına hakaret suçunda cezanın ertelenmesi kararı verilebilir. Sanığın Daha önce kasıtlı bir suçtan ötürü 3 aydan daha fazla bir hapis cezasına mahkum edilmemiş olan sanık hakkında HAGB’de olduğu gibi denetim süresi tanınır. Bu süre 1 ile 3 yıl arasındadır. Süre içerisinde kasıtlı bir suç işlenmezse sanki buradaki Atatürk’ün hatırasına hakaret cezası infaz edilmiş gibi sonuç doğar.
Atatürk’e Hakaret Suçunun Cezası Adli Para Cezasına Çevrilebilir mi?
Atatürk’ün hatırasına hakaret suçunda hükmedilen hapis cezası miktarının 1 yıl veya altında olması durumunda mahkeme hapis cezasını adli para cezasına çevirebilir.
Atatürk’ün Hatırasına Hakaret Suçunda Verilen Karara İtiraz Edilebilir mi?
Hakkında 5816 nolu kanun kapsamında Atatürk’ün hatırasına hakaret suçlarından biri hakkında karar verilen sanık süresi içinde başvuru yaparak istinaf mahkemesinden kararın bozulmasını talep edebilmektedir. Kararın niteliğine göre istinaf değil itiraz yolu söz konusu olabilir.
Atatürk’ün Hatırasına Alenene Hakaret Suçu Adli Sicil Kaydına İşlenir mi?
Atatürk’ün hatırasına hakaret suçundan hakkında mahkumiyet kararı verilen mahkumiyet kararı kişinin siciline ilgili suç işleyecektir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı için ayrı bir sicil tutulur ve bu sicil adli sicil kaydı niteliğinde değildir.
Atatürk’e Hakaret Suçunda Tutuklama Kararına İtiraz
Hakkında tutuklama kararı verilmiş olan sanık/şüpheli veya vekili bu kararın kaldırılması için yetkili mahkemeye itiraz edebilir. Atatürk aleyhine işlenen suçlarda kimi zaman tutuklama kararı verildiği görülmektedir. Katalog suçlardan olmamasına rağmen uygulamada tutuklama kararı görülebiliyor.
Atatürk’ün Hatırasına Hakaret Suçunda Adli Kontrol Kararı Verilebilir mi?
AdlikKontrol tedbiri şüpheli/sanık hakkında tutuklama kararı yerine verilen bir ceza muhakemesi tedbiridir. Hakim tutuklama kararı yerine adli kontrol tedbiri verdiği durumlarda şüphelinin/sanığın; düzenli imza vermek, yurt dışına çıkış yasağı altında olmak gibi idari bir yolla kontrol altına alınmasını sağlar. Uygulamada 5816 nolu kanunda düzenlenen Atatürk’ün hatırasına hakaret suçları için adli kontrol tedbirlerinin zaman zaman uygulandığı görülmektedir.
Atatürk’ün Hatırasına Alenen Hakaret Suçunda Adli Kontrol Tedbirlerine İtiraz
Hakkında adli kontrol tedbiri alınmış olan şüpheli/sanık tedbir kararının öğrenilmesinden itibaren iki hafta içinde yetkili mahkemeye itiraz edebilmektedir. Yetkili mahkeme tarafından itiraz yerinde görülürse şüpheli sanık hakkında adli kontrol tedbirleri tamamen veya kısmen kaldırılabileceği gibi değiştirilebilir yada bir kısmında muaf hale getirilebilir. Bu durum Atatürk’ün hatırasına hakaret suçları için de geçerlidir.
Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlarda Uzlaşma Mümkün Müdür?
5816 nolu kanun kapsamında düzenlenen Atatürk’ün hatırasına hakaret suçları için uzlaşma kurumu yoktur.
Atatürk’ün Hatırasına Hakaret Suçunu İşlemek Memuriyete Engel mi?
5816 nolu kanun kapsamında Atatürk’ün hatırasına hakaret suçları, devlet memurluğundan çıkarma sebebi olabilir. Bunun için kişi hakkında 1 yıl ve üzerinde ceza mahkumiyetine hükmedilmesi gerekir.
Sonuç
5816 sayılı kanun ile düzenlenen Atatürk Aleyhinde İşlenen Suçlar, hukuk tekniği açısından pek çok önemli ilkeye temas etmektedir. Kendi içinde önemli hukuki yorum teknikleri barındırmaktadır. Yukarıdaki Atatürk’e hakaret suçunun bilinmesi gereken ve merak edilen noktalarına değindik. Uygulamada mağduriyet yaşamamak için uzman ceza avukatı yardımı alınması gerekir.
-Stj. Av. Ömer Faruk ATASOY

